E-mail: Şifre:
Şifremi
unuttum
Facebook'la giriş yap
Giriş | Kaydol
Ana Sayfa / Gurbetçi Kaleminden Türkiye’nin Yarını
2011-05-16
Gurbetçi Kaleminden Türkiye’nin Yarını
1. Dün – Bugün – Yarın
2. Sağlıklı Eğitimin Sonucu Adalet ve Güçlü Ekonomidir
3. Lider Devlet Anlayışı
4. Başarı Yanında Tehlike Getirir

1. Giriş
Bu yazıyı, gurbette doğmuş büyümüş, bedenini o toprakların ürünüyle ve fakat zihnini vatanının tarihi, bugünü, fikri, kültürü, türküsü, şiirleriyle beslemiş ve memleketinin derdiyle dertlenmiş bir genç olarak kaleme alıyorum.

Almanya’nın güneyinde yaşadığım, ve aslen Adana/Kozanlı olduğum için, gurbetin o topraklarını bile ‘Almanya’nın Çukurova’sında yaşıyorum’ diye tanımlayacak kadar memleket hasreti ve vatan sevdası ile gün tüketiyorum. Bu bağlamda Türkiye’de yaşanan ve tarihe önemli notlar olarak düşen gelişmeleri dışarıdan bakma, ayrıca Avrupa’da Türkiye gündemine dair yazılıp çizilen haberler ve makaleleri takip edip değerlendirme avantajına sahip olduğumu düşünüyorum.

1923’ten bu yana sadece içişleri ile boğuşan, ve bunların altında yine ve yeniden ezilen bir Türkiye Cumhuriyeti’nin yurt dışında yaşayan vatandaşları olarak, bu ihmalkarlığın bir numaralı mağdurları olan, sahipsiz kaldığı için ezilen ama yine de devletine küsmeyen, fakat içten içe içerleyen biz gurbetçilerin üçüncü neslinin, yaklaşık 9 yıldır yürütülen vizyon sahibi bir politika anlayışıyla sadece iç değil aynı zamanda dış politikada da başarılı olan bu iktidar sayesinde hamdolsun yüzü güldü. Daha dün, yarını nasıl edeceğiz düşüncesiyle uykusuz kalan milletimiz, 9 yıl içinde ulaştığı refah seviyesiyle beraber artık 12 yıl sonrasının, yani 2023 yılının projelerini dinlerken şaşırmıyor bile. Aynı zamanda bu yeni, özgüveni fevkalade yüksek bir kimlik oluşturmakta. Bunun ise sadece millî sınırlar dahilinde yaşayan Türk gençlerine değil, yurt dışında çalışan, eğitim gören gençlere de sirayet ettiğini açıkça gözlemleyebiliyoruz.

Sadece 9 yılda sergilenen ekonomik, stratejik, sosyal ve siyasi başarılar Türkiye’nin yarınının ve hatta 12 yıl sonrasının nasıl bir şekil alacağına dair hayaller kurmayı, hatta hayallerden ziyade sayın dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da deyimiyle vizyon oluşturmayı mümkün kılıyor. Misal olarak on yıllardır komşularıyla iyi geçin(e)mediği için bölgesel bir siyaset oluşturamamış ve tamamen kendi hataları sonucu sınırları içine hapsolmuş bir Türkiye’yi, komşularıyla diyalog kurarak, ticaret ve kültür bağları oluşturarak bölgesel bir lider ülke haline getiren dahiyane ‘komşularıyla sıfır sorun’ politikasının mucidi sayın Davutoğlu vizyon sahibi değil de nedir? Veya yine on yıllardır askerin bütçesini eğitimden yüksek tutarken, silah ve sanayide dış güçlere bağlı iken, artık öldürmeye değil eğitmeye daha fazla harcama yapmak, sanayi ve silah üretiminde bağımsızlaşmak vizyon sahibi olmak değil de nedir?

Bu bağlamda cumhuriyetimizin 100. Yılı olan 2023 yılında, canımdan çok sevdiğim, hasretiyle tutuştuğum, terakkisini herkesten çok benim istediğimi iddia ettiğim cennet vatanımın nasıl yerlerde olacağı tahayyülünü bir nebze olsa da yansıtabilirsem bu yazımda kendimi mutlu addederim.

2. İçişlerinde 2023

Devletimiz bundan henüz 9 yıl evveline kadar borç bataklarında yatarken, ülkeyi kalkındırmak şöyle dursun, bu bataklıktan nasıl çıkarız sorusunu bile sormaya cesaret edemezken bugün adeta devrim niteliği taşıyan projeler, gelişimler bize asıl kimliğimizi yeniden hatırlatıyor. Bu ise bizim yarınlarımıza daha umut dolu bakmamıza imkan sağlıyor. Hızlı tren, hava yollarında yakaladığımız başarı, yapılan duble yollar, ekonomide dünyanın 16’cı büyük ülkesi olmamız nezdimde ve milletimizin nezdinde aşırı büyütülmemeli diye düşünüyorum. Biz eğer geçmişimize dönüp bir bakarsak, neleri başarmış bir ecdadın, nasıl bir medeniyetin evlatları olduğumuzu idrak edersek, neleri yapmaya muktedir olduğumuzu görür ve değil 2023’ün, ciddiyim, 2123’ün bile hedeflerini koyabilecek kıvama geliriz.

Bu bağlamda ben ülkemi 2023 yılında ekonomik olarak sayın Başbakanımızın hedeflediği gibi ilk 10 değil ilk 5’e dahi girebilecek kudrette olduğunu düşünüyorum. Lakin bunu gerçekleştirebilmek için yurt içi ve yurt dışındaki mühendis, ekonomist, stratejist, sosyolog üniversiteliler ve akademisyenlere birlikte çalışılmalı ve onlara verilen değeri arttırarak ebedi kılmalı. Haricinde kendimize şiar edindiğimiz ‘Adalet Mülkün Temelidir’ ve ‘Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir’ ilkelerimizi tam anlamıyla uygulayabilme derecesinde getirmeli, ve bu konuda milletimizin sağduyusuna güvenerek, onları her konuda aydınlatmalı, bilgilendirmeli ve onları doğruya yönlendirmeliyiz. Burada aşmamız gereken yegane engel ise gençlerimizin kendine güveninin henüz yeteri derecede gelişmemiş ve geçmişlerinden bağlarının kopuk oluşudur. İnanıyorum ki bu engeli aştığımız taktirde adalet kavramının altını tamamıyla doldurabilir ve bugün yargı ve hukukta yaşadığımız sorunları ortadan kaldırabilir, dolayısıyla daha demokratik bir Türkiye’ye hem sağlam hem de hızlı adımlarla ilerleyebiliriz. Ben 2023’te hedeflerimizi katlayarak aşacağımızdan ümitliyim, çünkü dün hayal edilemeyen şeyleri bugün gerçekleştiren bir iktidarın vizyon ve misyon sahibi insanlarla dolup taştığına inanıyor ve görüyorum. Ayrıca inanıyorum ki, iktidarımızda bunların henüz ilerlememizin ilk adımları olduğunu biliyor.

3. Dışişlerinde 2023

İlgi alanım olmasıyla hasebiyle dışişlerine daha detaylı ve daha kapsamlı değineceğim. Biz bu topraklarda var olduğumuzdan bu yana her daim bulunduğumuz bölgeye ve zaman zaman dünyaya hükmetmiş, hatta hükmetmekten çok iyiliği emredip kötülükten men etmişizdir. Bunları, tarihimizi bilen ve haklıya hakkını verebilecek kadar ar taşıyan her insan evladı bilir ve inkar etmez. Lakin geçtiğimiz yüzyılda şanlı tarihimizin maalesef gölgesinden dahi geçememekle beraber sözümüzün dünya kamuoyunda itibarını yitirdiğini görüyoruz. Böyle bir şeyi kabullenemeyen, bu şekilde yaşamanın utanç verici olduğunu gören ve aslına dönmeyi kendine vazife addeden, merhum millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un deyimiyle ‘Asım’ın nesli’ diyebileceğimiz bir kadro, dünden bugüne bize yine eski şanımızı kazandırmakta. Henüz tam anlamıyla gerçekleştiğini söylemek haliyle abartı olur, lakin asıl olan hedefe ulaşmak değil, bu uğurda çalışarak ölebilmektir. Bu aşk ve şevki Allah’a şükürler olsun ki bugün görebiliyoruz.

Önümüzdeki yıllarda dışişlerinde daha kapsamlı ve temelinde sağlam bir kadroyla çalışmanın şart olduğunu ve yurt dışındaki Türkleri de kapsayan bir yapı oluşturmak gerektiğini düşünüyorum, ki bunu yapabilmek için – tekrar gençlere dönmek zorundayım – dil bilen, kültürler tanıyan, uluslararası deneyimleri olan, akademik bilgileri üst seviyede gençleri diplomatik düzeyde eğitmemiz, ve hepsinden en azından birer Salih Münir Paşa yetiştirmeliyiz. Eğer bunu yapabilirsek ileride, yani 2023 yılında ve sonrasında, Allah’ın izniyle başaracağımız diplomatik zaferler yanında son 9 yılda zafer saydığımız ve yumruğumuzu masaya vurarak herkese, ve herkesten önce kendimize tekrar bizim kim olduğumuzu hatırlattığımız vakalar bile sönük kalacaktır. Misal vermek gerekirse şayet, 50 yıldır kapısında üyesi olmak için can attığımız Avrupa Birliği konusunda Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, Norveç’in seçtiği yoldan gidebilir ve kendilerine muhtaç olmadığımızı kanıtlayabiliriz, ki ben buna zaten başından beri inanıyorum. Bir dönüp arkamıza, fazla geriye gitmeden, sadece 9 yıl öncesine bakarak bunun sadece söylemde bile mümkün olacağına kimi inandırabilirdik ki? Hamdolsun bugün mümkün ve inşallah yarınımız daha aydınlık ve daha güzel olacak. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde bugün üyeyiz ve yeniden aday olacağımıza inanıyorum. Bugüne kadar denge ve dış güçlere aldırmaksızın orada bulunduğumuz mevkii sadece mazlumların ve haklıların hakkını vererek geçirmemiz bizim ulaştığımız pozisyonun ayrıca bir göstergesidir. Ama bu yetmez! Bugün önce Allah’tan aldığı kudret ve milletten aldığı destek ile Türkiye, yani ülkemiz, yarın, 2023’te sadece haklılardan yana olan, onları sözleriyle savunan değil, haklı ve mazlumları bütün zalimlere karşı sağlam diplomasi ve hem siyasi hem askeri hem de ekonomik gücü ile masada ve alanda koruyacak bölgesel ve hatta global bir lider ülke olacaktır. Zira elimizde bu güç olduğunda bunu sadece ve sadece iyilik için, insanlık için ve daha sevgi dolu bir dünya için kullandığımızı defalarca dünyaya kanıtlamış bir medeniyettir bizim özümüzde yatan kimlik. Yine bugün sevgiyi dış politikada şiar haline getirmiş yegane devlet Türkiye Cumhuriyetidir. Gençliğe hitabesinde üstad Necip-Fazıl’ın bahsettiği o ‘Kim var? diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert: BEN VARIM’ diyen o zamanın gençliğinin şuanda onun yüce ideallerinin sancaktarlığını yaptığını ve hatta gerçekleştirmek için iktidarı iyiye kullandığını görebilmek, bir gurbetçi evladı olan beni gururlandırıyor. Şairimizin de büyülü sözleriyle kaleme aldığı gibi:
‘Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes
Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es!’

4. Hedef 2023

2023 yılı için koyulan hedeflerin aşılacağına ve sonrasının da ülkemiz için hayırlara vesile olacağına, Allah’ın izni keremiyle bu süreç devam ettiği taktirde, iman ediyorum. Zira bu uğurda usanmadan yılmadan ilerleyen, ara ara dalları budanması gerekse de, her budandığında daha da gürleşen, ve bunla yetinmeyip yeni yetişen filizleri gölgesinde barındırmayı kendine görev bilen bir AK-Parti var. Çınarlaşan bu ekolün neredeyse kurulduğu 14. Ağustos 2001’den bu yana iktidarda olması, aziz milletimizin teveccühünü, sınır tanımayan hizmet politikasıyla kazandığına işarettir. Dolayısıyla partinin ve kurmaylarının 10. kuruluş yılına kadar gerçekleştirdiği hayallerin üzerine, yine hayal kurup yine gerçekleştireceğiz demesi tabii ki inandırıcı ve umut vericidir. Güven, sadakat ve samimiyetin kaldığı ve temin edildiği taktirde adalette, eğitimde, diplomaside, ekonomide ve şuan aklıma gelmeyen daha nice alanlarda yine ve yeniden dünyaya örnek ve lider bir cihan devleti olacağımızdan bu kutsal sancağı taşıdığımız müddetçe eminim. Lakin olur ya, beşeriz en nihayetinde, şaşarsak ve bu sancağı bırakırsak, yerde kalmayacağını ve taşıyacak olanların daima geleceğini bilmeliyiz. Yazımı yine Necip Fazıl Kısakürek’in mana yüklü sözleriyle son veriyorum.

‘Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!’


Saygı ve en derin muhabbetimle,
Yasin Salmaz
Yasin Salmaz
http://yasinalisalmaz.wordpress.com/2011/05/16/gurbetci-kaleminden-turkiye’nin-y...
144 Oy
Ali Serefli
13.46 16.05.2011
Yozgat
Yüregine saglik gardasim..
vahit bilmez
14.52 16.05.2011
İstanbul
Ağzına, kalemine sağlık Yasin ... Vahit B.
Ercann Soyyigit
22.26 16.05.2011
Elerine saglik Kardesim...
Emre Gümüssu
23.53 16.05.2011
Eline, kalemine sağlık.
Havva Arslan
20.03 17.05.2011
Önemli buldugum konularin bir coğuna değinilmiş ve tespitleriyle gerçekten çok hoş bir yazı... İçeriği dikkate alınması gereken şeylerle dolu bu makale... kalemine sağlık ve başarılar
Ömer KahramanMaraşlı
22.33 17.05.2011
Bu yaziyi yazdigin icin sana cok tesekkür ediyorum kardesim. fevkalenin fevkinde bir yazi olmus, ayni düsünceleri olan birisiyle karsilasmak insani cok mutlu ediyor. Kalemin bir ömür tükenmeme dilegiyle Sevgilerimle
Ümran Salmaz
22.40 17.05.2011
Yazıda da değinildiği gibi eğitime ve tarihe önem verilmedikçe ilerlemek yalnızca bir yere kadar mümkün. Yazı kaliteli olmuş, devamını bekliyor ve başarılar diliyorum.
Fatih Türkoglu
22.58 17.05.2011
Gurbetciler adina gercekleri yansitan bir yorum, fevkalade.. lütfen dikate alalim.. saygilarima...